Gelinim Deli Olan Oğlumu Bey Yaptı – 2

17 Şubat 2022Tecrübeyle SabitYorum Yok »

Yavaş yavaş da olsa oğlumun bu rahatsızlığını dualar ile, Rabbimin yardımıyla teslimiyet üzere olma yoluna girmiş, durumu kabullenmiştim. Tabii ki zaman zaman nüksedip dipleri bulduğum vakitler oluyordu. Özellikle anlayıştan uzak insanlara rastgeldiğimde hakikaten zorlu bir mücadele veriyordum nefsimle. Elhamdülillah ki çevremde aklı selim yol gösterici büyüklerim vardı da kolaylıkla atlatabiliyordum bu dönemi. Zaman öyle bir şey ki her şeyi öğüttüğü gibi bu durumu da öğütüp alıştırıp normalleştirmişti. Rabbim bu imtihanında kara kışını atlatıp bizleri bahara eriştirmişti. Rabbim o kadar büyük ki derdi verirken dermanını da muhakkak veriyor, görebilen bunu içtenlikle farkediyor.
Elhamdülillah belli bir sükunete ermiştim, tabi bu arada yıllar da akıp gitmiş, canım oğlum civan gibi uzun boylu bir delikanlı olmuştu. Uzaktan görüntüsüne baksan koca adam, lakin yakınına geldiğinde küçük bir çocuğun masumiyeti içindeydi. Yaşıtları evleniyor, yuva kuruyor, iş güç sahibi olurken benim evladım hepsinden mahrum boynu bükük hiçbir şeyden haberi yok hayatına bir melek edasıyla devam ediyordu. Benimse ciğerim pare pare oluyordu.
Günlerden bir gün sözüne çok kıymet verdiğim, ilmiyle duruşuyla bizlere hep örnek, yol gösterici, rehber olmuş Nazime annem bizi ziyarete geldi. Onu evimizde ağırlamak bir şerefti ev halkı sevinçle hizmet, izzet ve ikramda adeta yarışıyorduk. O ise asalet timsali olarak “Kızım bırakın bu telaşı ben sizi ve oğlum Mustafa’yı kaygı ettim, bu yaşlı halimle sizinle bir şey konuşmaya geldim.” dedi. Hepimiz eşim, kızlarım ve ben merak içinde mübarek hatunun ağzından çıkacak kelimelere dikkat kesilmiştik. Canım Nazime annem ellerini endişeyle ovalayıp; “Bak evladım siz karı koca belli bir yaşa geldiniz, kızlar ise yuvasında eşleri, çocuklarıyla bir hayat kurdular. Emri hak vaki olup bu dünyadan göçüp gittiğinizde Mustafa oğluma ne olacak? Damatların yanına mı sığınacak? Nereye gidecek? Kim ona yuva olacak?” diye tam olarak can evimden vurdu. Yıllarca korktuğum yüzleşmekten hep kaçtığım, soruyla karşı karşıya gelmiştim. Zaten aklımda ve gönlümde ona bir çare bulamadığım için hep ötelemiş yok saymıştım. Allah’ım Nazime annem kalbimdeki bu kördüğümü görmüş, gün yüzüne itinayla o nazik hassas ve endişeli haliyle çıkarmıştı. Konuşacak hiçbir cümlem yoktu ki! Anlatayım sanki lal olmuştum. İki elimi iki yanıma acıyla bilmiyorum ki hareketiyle açıp başladım hüngür hüngür ağlamaya. Ben ağladım babası ağladı kızlarım ağladı. İçimizdeki coşkun ırmaktı adeta durmak dinmek bilmiyordu, nihayet nice sonra ağlamaktan bitap düşüp, biz bilmiyoruz sen ne dersin annem diyebildim zar zor. “Bak kızım ağlamak, dövünmek çözüm değil, öyle olsa hep birlikte ağlayalım bu durumu çözüme bağlayalım. Lakin Mustafa’nın bir yuvası, emanet edeceğimiz bir karısı, Allah verirse boy boy evlatları babam diyerek ona şefkatle sarılan çocukları olmalı.” dedi. Allah’ım nasıl olur? Mümkün mü ki? Hakikaten olabilir mi ki diye kafamda deli sorular kulaklarımı sağır edercesine. “Nazime annem nasıl olur kimi alırız ya da oğlumu böyle kim kabul ederki?” diyebildim kısık bir sesle. “Kızım sen Allah’tan daha iyi mi bileceksin? Sen niyetine al Rabbim onu da böyle kabul edip baş tacı edecek birini niye karşına çıkarmasın, zira lütufu ihsanı sonsuz bir Allah’ımız olduğunu bilmez misin? Yeterki sen yolunda gayretle bulun.” diyerek çıkıştı. Biz eşimle göz göze geldik. “Peki annem sen öyle diyorsan var bunda bir hikmet.” dedik ve dua talep edip bu seferde bu durumu kabullenme sürecine girdik.
Öyle mi olur böyle mi olur derken doktorlarıyla istişare ettik. “Zeka seviyesi geriden geliyor, zaruri ihtiyaçlarını zaten görebiliyor. Bedensel fonksiyonlarında zeka dışında bir engeli yok. Bu durumunu kabul eden biriyle evlenebilir.” deyince bizler arayışa giriştik, şehrimizin kırsal bölgesindeki tanıdıklara haber saldık, olan ve bilinen durumu gizlemeden net bir şekilde anlatın gelen kızımız masum bir melek ile evlenecek, maddi hiçbir kaygısı olmayacak diye belirtmelerini istedim.
Birkaç aday oldu lakin nasip olmadı ve uzun sürmeden bir tanıdık aracılığıyla beklenen haber geldi. Toparlanıp kız bakmaya yola çıktık. Öyle karmaşık duygular içerisindeydim ki, kelimelere sığmayacak kadar yoğun farklı farklı düşünceler uçuşuyordu kafamın içinde.
Neyse bitmek bilmeyen yol nihayet bitmiş kızımızın evine varmıştık. Tabi maddi olarak zayıf gönül olarak pek zengin insanlar olduğunu kız ve annesi konuşunca anladım. Evladımın durumunu tam açık açık anlatmaya başlamıştım ki kızın annesi sözlerimi naif bir şekilde keserek “Yorulmayın, aracı hanım söyledi. Bizim kabulümüz Allah’ın rızası neyin içinde gizli bilinmez. Herkes iyisine güzeline talip önemli olan böylelerine sahip çıkıp Allah’ın memnuniyetini kazanmak, kızımın da görüşü bu doğrultuda onu ilimle irfanla yetiştirirken bu hassasiyetle büyüttüm.” dedi. Kızınında konuşmaları annesini onaylar şekilde olunca Allah’ım bu nasıl bir ikram ve lütuf şükrüm ve teşekkürlerimi sunuyorum diyerek ağlamaya başladım. Yüzü güzel, gönlü güzel, dini bütün, akıllı fikirli, vicdanlı bir gelinim olmuştu. Arayıp da bir arada bulamayan niceleri vardı, Rabbim bize nasip etmişti Elhamdülillah.
Büyük bir sevinçle hiçbir adeti geleneği pas geçmeden fazlasıyla hevesle seve seve yapıyordum. Düğümüz vardı düğünümüz, inanılır gibi değildi. Her şeyin en iyisini en güzelini yapıyordum, gelinime en güzeli, en özeli layıktı çünkü. Evimize gelinimiz geldi evin havası değişti. Allah’ım evladıma öyle değer öyle kıymet veriyordu ki anlatılır gibi değildi. Deli oğluma bey vasfını layık görmüş dilinden Mustafa Bey hiç düşmüyor, öyle içten samimi söylüyordu ki ağzından binlerce bey çıkıyordu sanki. Aklıyla, merhametiyle tüm dengeleri değiştirip öyle bir çekip çeviriyordu ki ağzım açık izliyordum sadece. Sadece oğluma değil bizlerin sevgi ve sonsuz kucak açışına karşılık olarak, saygı ve sevgiyle yüklerimi bir bir omuzumdan alıyordu. Bizlerin gönlünü fethettiği gibi çevremizde ve ailemizde herkesin gönlünü kazanmıştı.
Ve günler cennet bahçesi huzuruyla geçerken Rabbim bizlere oğlumun evladını da kucağımıza almayı da nasip etti. Nazime annem adını “Ender” koydu, bu Allah’ın mucizesi diye. Torunumun zekası ise adeta fışkırıyordu maşallah, o kadar akıllı ki anlatamam. Arka arkaya Ender ile birlikte üç kızımız olmuştu. Hayalini bile kuramadığım kocaman muhteşem bir ailemiz vardı Elhamdülillah. Evin idaresini, eşinin idaresini, çocuklarının idaresini hatta bizim idaremizi bile alan akıllı gelinim, işlerin idaresini de alıp onun da en iyi şekilde hakkından geliyor.
Sen Allah’ı seversen Allah seni sevmez mi, sen rıza kapısında Ya Rab dersen o sana kulum diye sahip çıkmaz mı? Yeterki ona güvenip teslim olmasını bilelim. Selametle.

(Visited 45 times, 1 visits today)
Okunma Sayısı : 267

Yorum yapın

Şimdiki Aklım Olsaydı

Karıma Yaptığımın Aynısını Kendim Buldum

Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmazmış derlerdi. İşte ben bunu bizzat yaşayanlardan biriyim. Bir kez daha anlıyorum ki zulmedenin yanına kalmadığı gibi Allah c.c. insana ne için, neden bunları yaşıyorumun cevabı ...
Devamını Oku

Ne Okusak

Şefik Can Hatıralar – Hayat Nur Artıran

Şefik Can Hatıralar Kitap Açıklaması Kıymetli şahsiyetini bu hayâl âleminde daima gölge bir varlık olarak tanımlayan Şefik Can; miladi takvime göre doksan altı, hicri takvime göre doksan dokuz yaşına kadar aşk ...
Devamını Oku

Ne İzlesek

MyMecra ve Prof. Dr. Sinan Canan

Prof. Dr. Sinan Canan'ın MyMecra Youtube kanalıyla yaptığı programı siz Zarif Hanımlara tavsiye ediyoruz. İyi seyirler https://youtu.be/kEzawTe5ycc
Devamını Oku