Kontrol Ettiğim Çocuklarımın Mutsuz Evliliklerini İzliyorum

23 Mart 2022Haberler, Tecrübeyle SabitYorum Yok »

Milyarlarca kontrol hastası anneden sadece bir tanesiyim. Evlatlarımın hayatına dizayn ve yönetme hastalığımın bu yaşlı zamanlarımda beni sonu olmayan hazin bir filmi izlemeye mecbur kılıp gözyaşımı içime kan yaşlar olarak akıtıyor olacağımı o genç yaşımda nereden bilebilirdim ki?

Bir proje kapsamında yetiştirdiğim çocuklarımın gün gelip meğer kocaman bir fiyasko olacağını bilemezdim. Yalnız fiyasko benim olmak isteyip olamadığım kişiyi, hayal edip erişemediğimi ve doğurduğum çocuğuma projemi entegre ettiğim evlatlarımın hayatın içindeki mutsuzlukları.

Evet evet proje tam anlamıyla başarısızlık örneğiydi. Kontrol çerçevesinde ilmek ilmek işlemelerim, tüm emeğim heba olmuş hüsran ile sonuçlanmıştı. Olmadı tekrar başa alalım düğmesi de ne yazık ki olmadığına göre, pişmanlıklar tamamen kifayetsiz kalmıştı. İnsanın inandığı, önemsediği ve doğruluğuna sonuna kadar güvendiği bir anlayışın gün gelip ne kadar yanlış olduğunu görmek ve en ağır şekilde bedelini ödüyor olmak kalbini öyle derin ve öyle çaresiz duygular içinde yaralıyor ki kelimelere sığmayacak kadar yüksek bir boyutta diyebilirim.

Artık altmışlı yaşların sonlarına yaklaştığım şu dönemde, yaşlılığın verdiği eza ve cefanın yanında vicdan yükünün ağırlığı hiçbir şeye benzemiyormuş. Geriye dönüp baktığımda üç evladımı yetiştirirken bir anne olarak pek idealist, kafasında çocuklarının daha iyi yerlere gelmesi için uçuşan yüzlerce fikir yumağı, kalbinde onları kontrol etme kısmında bir milim gevşeklik göstermeyen bir kadındım. Ne kadar çok kasmış ve kasılmalarına sebebiyet vermişim yazık bana, yazık olmuş evlatlarıma. Okul hayatlarında sürekli iyi nota odaklı, kötü puana asla tahammülü olmayan bir anne düşünün. Alırdım elime mikrofonu arka arkaya sıralardım hayat derslerini:

“Şöyle yaparsan böyle olur. Sen özel ve ayrıcalıklı bir çocuksun. Herkesin yaptığı hataları sen yapamazsın, çünkü sen herkes değilsin. Sen benim evladımsın, yanlış yapma, eksik yapma lüksün yok. Aval aval gezmeyecek derslerine odaklanacaksın. Bundan böyle anlattığım doğrultuda hareket edeceksin.” diyerek ültimatomlarda bulunurdum. Hep daha iyisi, yüksek derece mücadelesi, sanki içime hırslı bir öğretmen gelip hiç gitmemecesine misafir olmuş gibiydi. Tabi kontrol etme ve dizayn seviyem öyle yükselmişti ki, okula mesaim çok artmış, öğretmenlerin idarecilerin işlerine müdahale edip tartışmalar çıkaracak boyuta ulaşmıştı.

Aslında gidişatın hiç iyi gitmediği bangır bangır bağırarak geliyormuş. Lakin kontrol etme dürtüm o kadar fazlaydı ki durduramıyordum kendimi. Tabi şimdilerde böyle düşünebiliyorum tazı gibi anlamsız bu hastalığın arkasından koşmanın saçmalığını. O zamanlar ise vatan millet sakarya modunda ilerliyordum, ne hastalığı?

“Ucunu bırakırsam hiçbiri bensiz yapamayacak, başaramayacak, tüm emekler zayi olup hayırsız işe yaramaz çocuklar olup çıkacaklardı. En önemlisi ailem ve çevrem ne derdi? Ya benim evlatlarım nasıl başarısız olur? Bu mümkün mü? Hayır hayır kesinlikle buna katlanamam!” düşünceleri benim benliğime yeniden gaz veriyor ve tazeden Bismillah diyordum. Tabi bu zihniyet çerçevesinde azaltmaya gitmeden bilakis üzerine eklemeler yaparak yoluma emin adımlar ile devam ettim. Mühim olan başarıydı, toplamdan ayrışan, takdir gören, hep kazanan bireylerdi. Haliyle benim evlatlarım da bunlardan olmalıydı.

İslami düşünce içinde olup hayatını Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşadığımı düşünür, çocuklarımı da böyle yetiştirdiğime kendimi o kadar inandırmıştım ki, Allah’a teslim olmanın ne demek olduğunu meğer hiç bilmiyormuşum. Kendi anlayışıma göre dinimi eğip, büküp, tahrif etmişim yine farkında olamamışım. Oysa şimdilerde o halimi gözümün önüne getirirken Allah’ım yeniden iman etmem gerekiyor diyorum. Önceliğin kul olmak ve Allah’a güvenmek olduğunu yeni yeni idrak ediyorum, lakin geçti, bu mühim bilgileri çocuklarıma öğretmeye çok geç kaldım.

Vakit geçti, çünkü tüm yanlış bilgiler evlatlarımın can damarlarına yerleşti. Artık karşımda üç tane narsist kişilikte evlatlarım vardı. Ana babasına nur topu gibi imtihan olan bu üç çocuğu ben böyle yetiştirdim. Allah’ım utanıyorum senden, üç masumdan ve hayatlarının her alanına müdahale edip kontrol ettiğim evlatlarımdan. Onları hem senin yanında bu duruma düşürdüğüm için hem eşlerinin yanında değersiz kıldığım için.

Her birinin uzun yıllara dayanan evlilikleri var lakin senelerdir ahlaklarının getirisi olan ben merkezli tavırlarından eşleri nefret etmiş durumda. Oğlum gelinime her tartışmada bencil bir duruşla “Ben buyum yersen lüpen.” sözüyle tüm çözüm bulma cümlelerini ağzına tıkıyormuş. “Artık bu haline katlanamaz oldum. ‘Her şeyin doğrusunu iyisini ben bilirim, sen kimsin?’ tavır ve üslubuna dayanıyorum anne!” diyen gelinime “Gözünü seveyim zaten diğer ikisinin evlilikleriyle boğuşuyorum, lütfen bir de siz çıkmayın.” diyerek ağzına tıkadım acısını. Yok yok cümlem yok çarem yok, çaresizliği tam manasıyla yaşıyorum. Eşlerinin evlatlarıma sevgiyle değil de nefret ile bakışlarını izlemek içimi kor ateş misali yakıyor. Gözümden sakındığım, en iyi yerlere layık gördüğüm, kontrol ederek hayatlarındaki tüm sıkıntılarının üstesinden geleceğimi düşündüğüm ve onlar için muhteşem kariyer projelerimin layığı meğer sevgisiz ve nefret dolu bir kalpte en yüksek makammış.

İçim coşkun ve azgın akan bir ırmak misali öyle çok söyleyecek sözüm var ki! Biliyorum ki her sözümün vardığı nokta nefsani bir son, kontrol hastalığımın getirisi ile yüzleşme. Aslında her şey çok farklı olabilirdi, benim de çocuklarım mutlu olmayı, mutlu etmeyi, biz olmayı, halkın içinde olmayı, hata yapıp özür dilemeyi, dünyanın kendi eksenlerinde değil de tüm insanlığın etrafında dönüyor olduğunu ve en önemlisi tüm bunların sahibinin kulu olduklarını, ona güvenmenin nasıl büyük bir huzur ve şükür vesilesi bir mucize olduğunu bilmeleri ne güzel bir insan yapardı onları. Keşke ve keşke ne faydasız bir kelime öyle değil mi? Siz yolun başında ve henüz yolu yeni yeni ilerleyen anneler sözüm ve öğüdüm size; hikayemden sonra mutlu, güvenen, değeri bilen ve tüm bunları verebilen evlatlar yetiştirmeye gayret gösterirsiniz diye düşünüyorum.

Selametle kalın….

(Visited 49 times, 1 visits today)
Okunma Sayısı : 753

Yorum yapın

Şimdiki Aklım Olsaydı

Karıma Yaptığımın Aynısını Kendim Buldum

Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmazmış derlerdi. İşte ben bunu bizzat yaşayanlardan biriyim. Bir kez daha anlıyorum ki zulmedenin yanına kalmadığı gibi Allah c.c. insana ne için, neden bunları yaşıyorumun cevabı ...
Devamını Oku

Ne Okusak

Şefik Can Hatıralar – Hayat Nur Artıran

Şefik Can Hatıralar Kitap Açıklaması Kıymetli şahsiyetini bu hayâl âleminde daima gölge bir varlık olarak tanımlayan Şefik Can; miladi takvime göre doksan altı, hicri takvime göre doksan dokuz yaşına kadar aşk ...
Devamını Oku

Ne İzlesek

MyMecra ve Prof. Dr. Sinan Canan

Prof. Dr. Sinan Canan'ın MyMecra Youtube kanalıyla yaptığı programı siz Zarif Hanımlara tavsiye ediyoruz. İyi seyirler https://youtu.be/kEzawTe5ycc
Devamını Oku