Kardeş Kardeşin Kurdudur – 1

22 Temmuz 2021Haberler, Nagehan İpek, Tecrübeyle SabitYorum Yok »

Ahir zaman alametlerinin bir çoğunu yaşadığımız şu dönemde kardeşler arasındaki husumet, anlaşmazlık, arkasından iş çevirmek, kuyusunu kazmak, arkasından konuşmak gibi toplumu sarsacak durumlar ile ne kadar çok sık karşılaşır olduk.

Biyolojik bağ ile bağlı olduğumuz, kanımızdan, canımızdan her şeyi paylaştığımız aynı anneden, aynı babadan, aynı yuvadan ve aynı sofradan diz dize, gönül gönüle olan kardeşlerin gün gelip birbirlerine azılı bir düşman olması insanın aklının alacağı bir şey değil. Gerek mal ile gerekse anlamsız bir fitne ile gelinen bu tuzağa, onca paylaşım yaşamış bireylerin kolayca gelmesi hakikaten çok şaşırtıcı.
Nasıl bir pamuk ipliğine bağlıysa bu kuvvet arzetmesi gereken mühim bağlantı, ufacık bir sarsıntıda kopup hiç bağ yokmuş gibi davranılabiliniyor.

Şöyle bir durumla daha bir sık karşılaşıyoruz veya yapıyoruz: Düşmanlığı, husumeti, sözde yok, güya arkasından iş çevirmiyor, ama o yokken ağzına geleni saymaktan da asla geri durmuyor. Yüzüne ayrı, arkasından ayrı muamele içinde hareket ediyor. Tahmin ettiğiniz gibi münafıkça bir davranış sergiliyor ve bundan da asla geri durmuyor, adeta ahlak edinmiş, bir kardeş diğer kardeşe orada bulunmayan kardeşi hakkında veryansın ediyor, diğeri de ateşe odun taşır edasıyla karşılık veriyor ve en acı yanı da yıllarca farkına varmadan bu kötü ahlaka devam edip gidiliyor.

Efendimiz (s.a.v) gıybet ile alakalı şöyle rivayet etmektedir: “Ey kalbiyle değil, sadece diliyle iman edenler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız, ayıplarını araştırmayınız. Zira kim kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa Allah’da onun kusurlarını araştırır. Allah, kimin kusurunu araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil ve rüsva eder.” (Ebû Dâvud, İbn Ebî Dünya).

Nasıl keskin ve net ifade buyurmuş Efendimiz (s.a.v). Belki de rezil ve rüsva durumu içindeyiz de bununda farkında değiliz. Ne kadar acı ve hüsran bir durum.

Oysa birinden birinin ‘Dur bakalım ya. Bizim ayrılmaz bir parçamız olan kardeşliğimiz var. Sen bir kendine gel!’ diyerek müdahale etmesi gerekirken, aynı tuzağa kendinin de yuvarlanıp şeytanın oyuncağı olması ayrıca akıl tutulması.
Allah c.c. bizleri dünyaya getirirken anne ve babamızın ve kardeşlerimizin seçimini kudretli iradesiyle yapmıştır. Kardeşlerin birbirlerini beğenmeyip “Böyle kardeş olacağına anam taş doğursaydı.” “Falancanın kardeşine insanlığına bak, bir de bizdeki kardeşe bak!” gibi benzeri sözler bizden, hepimizden çıkan cümleler. Lakin unutulan şu ki bu durumun takdiri kimdeydi? Bu kardeşi bize layık görüp halk eden, veren kimdi? Yüce Allah c.c.
Peki tüm kabul etmez itiraz ve şikayetlenmem kime? Yine Allah’a ulaşıyor. Anneme babama serzenişim, orada burada anlatmam, dert yanmam, kime bağlanıyor? Tüm bu memnuniyetsiz hallerim ve dilimden düşürmediğim olumsuz cümlelerin ucu nereye varıyor? Yine Yüce Yaradana varıyor.
Ne çok boş, anlamsız ve kifayetsiz kalıyor konuşulanlar ve yapılan kötülükler öyle değil mi? Derin bir mahcubiyet ve pişmanlık hali. Mecazi anlamda böyle olan mevzu, hakiki anlamda çok derin bir anlam taşıyor. Sen Allah’ın sana tayin ettiği aileye, kardeşe duyduğun bütün memnuniyetsiz bakışın ve ifadelerin ile aslında Hakka karşı bir muhalif durum içinde olmuyor musun?

“Bana verdiğin, layık gördüğün bu şahsiyeti hiç beğenmiyorum. Benim böyle bir kardeşim olamaz.” mı demek istiyorsun? “Bu denklem bana uymadı. Ellere verdiğin kardeşi gördükçe kinim daha bir artıyor.” mu demek istiyorsun? Evet, biz tam olarak ne diyoruz hakikaten? Çünkü konunun mahiyetini, derinliğine, vardığı noktayı detaylandırınca ne yazik ki böyle bir hazin sona ve saygısızlığa varıyoruz da ondan diyorum. Biz kardeşlerimizi beğenmeyip eleştirerek, husumet içinde olarak, düşmanlık besleyerek onun arkasından türlü türlü dolaplar çevirerek mevzuyu nerelere ulaştırıyoruz? Hiç düşündük mü acaba? Yaptığımız ve uyguladığımız davranışların çok kıymetli ve hassasiyet gerektiren bir merciye vardığının idraki içinde olmak bizleri Hakka karşı saygısızlıktan ve birçok günaha şerik olmaktan koruyacaktır. Çünkü kardeşlerimizin bizim kardeşimiz olması hususu tartışmaya açık değildir. Seçim hakkı bize verilmemiştir. Eğer bu hak bize verilmiş olsaydı tabii ki istediğimiz ölçüde özgürce bir eleştiri içinde olabilirdik. Bu hak biz de yok ise geriye iki mühim sihirli cümle kalıyor: Razı oluş, kabulleniş. Tabii ki kırgınlık ve kızgınlıklarımız olacaktır. Medeni seviyede görüşme ve değerlendirme zemininde davranırsak kendimizi ve dilimizi de koruma altına almış oluruz. Her ne sıkıntı yaşarsak yaşayalım kardeşlik hususunda bu açılımı muhakkak göz önünde bulundurarak hareket edelim lütfen. Hedef Hakkın rızası ve memnuniyetiyse o doğrultuda davranmak biz kulların asli vazifesidir.

Selam ve dua ile.

Nagehan İpek

Görsel: <a href=”https://www.freepik.com/photos/banner”>Banner photo created by rawpixel.com – www.freepik.com</a>

(Visited 136 times, 1 visits today)
Okunma Sayısı : 783

Yorum yapın

Şimdiki Aklım Olsaydı

Karıma Yaptığımın Aynısını Kendim Buldum

Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmazmış derlerdi. İşte ben bunu bizzat yaşayanlardan biriyim. Bir kez daha anlıyorum ki zulmedenin yanına kalmadığı gibi Allah c.c. insana ne için, neden bunları yaşıyorumun cevabı ...
Devamını Oku

Ne Okusak

Şefik Can Hatıralar – Hayat Nur Artıran

Şefik Can Hatıralar Kitap Açıklaması Kıymetli şahsiyetini bu hayâl âleminde daima gölge bir varlık olarak tanımlayan Şefik Can; miladi takvime göre doksan altı, hicri takvime göre doksan dokuz yaşına kadar aşk ...
Devamını Oku

Ne İzlesek

MyMecra ve Prof. Dr. Sinan Canan

Prof. Dr. Sinan Canan'ın MyMecra Youtube kanalıyla yaptığı programı siz Zarif Hanımlara tavsiye ediyoruz. İyi seyirler https://youtu.be/kEzawTe5ycc
Devamını Oku