Kardeş Kardeşin Nurudur – 2

26 Ağustos 2021Nagehan İpek, Tecrübeyle SabitYorum Yok »

Günümüzde çokça şahitlik ettiğimiz bir konudur; kardeşin kardeşe kurdu gibi davranıyor olması. Aleyhinde her türlü hinlik yapması, verdiği eza ve cefayla düşmanı aratmıyor olması, bizlerin de müşahede ettiği bir durum. Çevremizde ne kadar çok rastlar olduğumuz acı bir tablo. Haberlerde günlük hayatımızda o kadar çok sık duyuyor ve görüyoruz ki, artık şaşırma duygumuzu yitirecek boyuta ulaştık. Zaten bir olayın tekrarını ne kadar sık duyarsa insan, mevzu gözünde bir o kadar basite indirgenir. Tabii insan başına geldiğinde eyvah eyvah oluyor ama ne fayda, bugün onaysa yarın bana bir imtihan bizi de gelip bulmuş oluyor. Yaşamak ile duyup görmek arasında ciddi bir fark var. Kimlerin hangi imtihan ile sınanıyor olacağını Yüce Yaradan bilir. Bazısı bir kardeşiyle, bazısı tüm kardeşleriyle zaman zaman zorlu virajlara giriyor olabilir. Kıyamet alametlerinin bir bir vukuu bulduğu şu süreçte akrabalık ilişkilerinde ciddi sıkıntılar yaşanabiliyor. Tabii ki iyi giden güzel muhabbetli kardeş ilişkilerde var Elhamdülillah. Lakin toplumun geneline göre bir portre çiziyor, çoğunluğun yaşadığı sıkıntıya ses oluyoruz. Ne yazık ki büyük darbeleri en yakınımızdan, biyolojik bağımız olan kardeşlerimizden yerken diğer taraftan Allah c.c. genetik bağımız olmayan ahiret kardeşlerini karşımıza çıkarıyor olması ise lütfü kereminden bir ikram olsa gerek. Çok güzel bir söz vardır; “Kardeşler mecburi arkadaşlardır. Arkadaşlar ise seçilmiş kardeşlerdir.” içeriğinde derin anlamlar barındıran ve net bir şekilde özetleyen harika bir söz. Dost kavramı öyle muhteşem bir ikram ki gönlünü, ruhunu, hayatını huzura ve neşeye eriştiren tarifi zor bir mutluluk. Ondaki güzel hasletler insanın duygularına kadar sirayet eden bir nura dönüşüyor. İnsanın hayata daha anlamlı, sevinçli, umutlu bakıp bahtiyar olduğunu, değerli ve özel olduğunu hissettiriyor olması, hakikaten çok kıymetli.

Hasan-ı Basrî hz. konuyu özetleyen bir sözü: “Sâdık dost, canının meylettiği ve gönlünün kendisi ile huzûr bulduğu kimsedir.” Öyle bir meyil ki bu duygu, mıknatıs vazifesi görüyor. Bu öyle bir çekim ki, gayri ihtiyari gönlünün ona doğru kaydığını ve onunla ilgili tüm güzellikleri ya hayal ediyor ya da hayata geçiriyor bulman çok güzel bir duygu. Dünyada kula verilen nimetlerin en başında Allah’ı hatırlatan dostların geliyor olması çok mühim. Sevdiğinin boyasına boyanmak, onun haliyle hem hal olmak, ona hissettiğin derin samimi duyguları, aynı hisleri ve güzellikleri buluyor olmak, dünyada cenneti yaşıyor olmaktır. Çünkü hadisi şerifte de şöyle buyrulur;
“Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Tirmizî, Zühd, 45; Ebû Dâvûd)

Dostunun dini İslam üzereyse ve her hali sana Allah’ı hatırlatıyorsa muhteşem bir kurtuluş. Cenneti arzu eden dost seçimini yaparken bu hadisi rehber edinmeli.

İmâm Mâlik Hazretleri’ne sormuşlar; “İnsanlar sâdık dostlarını çok yakın akrabalarından daha çok seviyorlar, bunun sebebi nedir?” İmam Mâlik şu cevabı verdi; “Akraba cisme, fâni bedene bağlıdır, sâdık vefâlı bir dost ise ruh’a, gönle bağlıdır.”

Gönlünü ve Ruhunu bağladığın sadece dostun olması ise müthiş bir duygu.

Eğer böyle bir dosta erişme şerefine nail olmuşsak, kıymet bilmeli, değerinin dünyalık hiçbir şey ile ölçülemeyeceğini idrak etmemiz yine kendi menfaatimizedir. Çünkü bu dönemde böyle dostlukları bulmak, onları tanımak kolay değil. Kalbe şifa olan dostların varlığı, insanın bedenin ve ruhunun şifasına vesile olur.

“Ruhlar, bir araya gelmiş topluluklardır. Onlardan birbirleriyle uyuşanlar kaynaşır, uyuşamayanlar da anlaşamaz ayrılır.” (Müslim, Birr, 159)

Demek ki uyumlu ve muhabbetli giden dostluk ilişkimiz, aynı zamanda anlaşamayıp ayrılık ile sonuçlanan bir ilişkide ezelden oluşan bir ilahi sırmış. Bizlere bu hikmeti sorgulamak yerine kaynaşma içinde giden dostluğumuza şükür ve kıymet bilmek, biten bir türlü uyuşma sağlanamayan arkadaşlığa da razı olmak, kabullenmek ve ısrarcı olmayıp selam diyerek yolumuza devam etmek düşüyor.

Kişinin kendi ahlaki ve dostluk gelişimi ise arkadaşlık yolunda ilk önce gelir. Evet, arzu ediyoruz harika bir dostu, onunla ilerleyen muhteşem birlikteliği, peki biz istediğimiz, hayal ettiğimiz ölçüde bir dost muyuz? Bunu öncelikle sormak lazım nefsimize, zira çok mühim bir ayrıntı. Talep etmek, sahip olmayı istemek güzel ama isteniyor, tercih ediliyor, seçiliyor ve o güzel vasıflara sahip olmak daha güzel. Çünkü hadisi şerifte şöyle buyrulur;

“Sizden biri, kendisi için sevdiğini (istediğini, arzu ettiğini, din) kardeşi için de sevmedikçe (istemedikçe, arzu etmedikçe) gerçek îmâna eremez.” (Buhârî)

Rabbim dostlarımızın yokluğunu göstermesin. Bizleri de hakiki dostlardan eylesin duasıyla. Selametle kalın.

Nagehan ipek

(Visited 26 times, 1 visits today)
Okunma Sayısı : 229

Yorum yapın

Şimdiki Aklım Olsaydı

Karıma Yaptığımın Aynısını Kendim Buldum

Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmazmış derlerdi. İşte ben bunu bizzat yaşayanlardan biriyim. Bir kez daha anlıyorum ki zulmedenin yanına kalmadığı gibi Allah c.c. insana ne için, neden bunları yaşıyorumun cevabı ...
Devamını Oku

Ne Okusak

Şefik Can Hatıralar – Hayat Nur Artıran

Şefik Can Hatıralar Kitap Açıklaması Kıymetli şahsiyetini bu hayâl âleminde daima gölge bir varlık olarak tanımlayan Şefik Can; miladi takvime göre doksan altı, hicri takvime göre doksan dokuz yaşına kadar aşk ...
Devamını Oku

Ne İzlesek

MyMecra ve Prof. Dr. Sinan Canan

Prof. Dr. Sinan Canan'ın MyMecra Youtube kanalıyla yaptığı programı siz Zarif Hanımlara tavsiye ediyoruz. İyi seyirler https://youtu.be/kEzawTe5ycc
Devamını Oku